2011 - TÜM HABERLER

Sit statüsünün değiştirilmesi ve 4 olası sonucu

14.12.2016

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın doğal sit alanlarını yeniden ‘gözden geçirerek’ bazı alanların sit statüsünün değiştirilmesine ilişkin önerisinin değerlendirmesi

Prof. Dr. Ünal Akkemik

ÇEKÜL Vakfı Yüksek Danışma Kurulu Üyesi

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 19 Temmuz 2012 tarihli ve 28358 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik” kapsamında doğal sit kavramı tanımlanmış ve türleri belirtilmiştir.

Madde 4f: Doğal sit: Jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yeraltında veya su altında bulunan korunması gerekli alanları ifade eder.

Doğal Sitlerin Tespit İlke ve Kriterleri

MADDE 6 –

(1) Doğal sit alanları, aşağıdaki özelliklerden bir ya da birkaçını ihtiva eden alanlardır.

a.Ekosistem işlevlerini sürdürebilecek yeterli büyüklükte olan.

b.Tür, genetik, habitat ve ekosistem çeşitliliği açısından önemli biyolojik çeşitlilik değerlerine sahip

c.Bölgesel, ulusal veya dünya ölçeğinde nesli tehdit ve tehlike altında olan, dar yayılımlı veya endemik türleri barındıran veya bu türlerin yaşamlarının belirli bir dönemini geçirdikleri habitatları içeren.

ç.Tehdit altındaki ekosistemlerin veya yok olma tehlikesi altında bulunan türlerin korunması açısından bu türleri temsil etme kabiliyetine sahip.

d.Kaynak ve peyzaj bütünlüğünü sağlayan sosyal, kültürel ve rekreasyonel değere sahip.

e.İnsan müdahalesinin olmadığı veya sınırlı müdahalenin olduğu doğal yapısını muhafaza edebilen.

f.Tipik, doğal, nadir özellikler taşıyan.

g.İçerdiği tür ya da habitatları diğer tür ya da habitatlara göre daha ilgi çekici olan.

ğ.Hidrolojik-hidrojeolojik açıdan ekolojik önemi bulunan yer üstü ve yeraltı su kaynaklarına sahip.

h.Göçmen kuş türlerine ait bir habitatı temsil eden.

ı.Mevcut ve potansiyel habitat tiplerini içine alacak biçimde ekolojik rehabilitasyon veya ekolojik restorasyon çalışmaları ve ıslah yöntemleri ile yeniden kazanılabilen.

i.Biyolojik çeşitliliğin uzun vadeli devamlılığını sağlayacak doğal süreçleri ve türleri muhafaza eden.

(2) Doğal sit alanları; (1) kesin korunacak hassas alanlar, (2) nitelikli doğal koruma alanları ve (3) sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayrılır.

Kesin korunacak hassas alanların ayırt edici özellikleri

 MADDE 7 –

1)Kaynak değerlerinin korunması için; alan kullanımı ve alana tüm etkilerin sınırlandırıldığı, gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği, bilimsel araştırmalar, eğitim ya da çevresel izleme amacıyla özel önlemler alınarak korunacak kara, su, deniz alanları olup, Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilerek yapı yasağı getirilen mutlak korunması gereken alanlardır.

2)Bu alanların aşağıdaki kriterlerden bir veya bir kaçını içermesi aranır.

a.Bölgesel, ulusal veya dünya ölçeğinde olağanüstü ekosistemleri, türleri bulundururlar.

b.Jeolojik, jeomorfolojik özellikleri korunmuştur.

c.Genel olarak insan etkisi olmadan meydana gelmiştir.

ç.İnsan faaliyetleri sonucu bozulma veya tahrip olma riski yüksektir.

d.Alan kendine özgü koruma amaçlarına ters düşecek nitelikteki insan faaliyetlerini bünyesinde bulundurmaz.

e.Ekolojik açıdan önemli yoğunlukta olması beklenen yerel türlerin büyük kısmını bünyesinde bulundurur. Doğal süreçler veya zamanla sınırlı müdahalelerle bu yoğunluklara dönüşebilme kabiliyetine sahiptir.

f.Koruma amaçlarına ulaşmak için önemli ve sürekli müdahale istemeyen özellikleri vardır.

g.Gerektiğinde ve mümkün olan durumlarda, alanın belirlenmiş koruma amaçlarına ulaşmasına yardımcı olacak arazi kullanımları ile çevrelenmiştir.

ğ.Basit müdahalelerle yönetilebilirlik özelliklerine sahiptir.

h.Korunacak hedef tür veya türlerin üreme alanlarını ihtiva eder.

Nitelikli doğal koruma alanlarının ayırt edici özellikleri

 MADDE 8 –

(1)Doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu kara, su, deniz alanlarıdır.

(2)Bu alanlar, örtü altı tarım uygulamaları hariç tarım, kültür balıkçılığı hariç balıkçılık faaliyetleri ve alanın doğal yapısı ile uyumlu çadırlı kamp alanı, bungalov ve günübirlik faaliyetlerin yapılabildiği alanlardır. Alanın doğal özelliklerinin devamlılığı için halkın bu alanlara erişiminin uygun seviye ve şekilde tutulması esastır. Bu alanlar aşağıdaki kriterlerden bir veya bir kaçını içerir.

a.Doğal karakterini korumuş, büyük memeliler dahil besin zinciri içerisinde av-avcı ilişkisini muhafaza eden, yerli bitki ve hayvan topluluklarını bulunduran, özgün ekosistem yapısına sahiptir.

b.Modern yaşam ve önemli insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, kırsal yaşam özellikleri taşır.

c.Doğal alanların ekolojik bütünlüğünü sağlar.

ç.Aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı ve mevcudiyetinden uzaktır.

d.Yaban hayvanlarının barınma, beslenme ve üreme gibi hayati ihtiyaçlarını temin edebileceği uygun yaşama şartlarını sağlar.

e.Biyolojik çeşitliliği, ekolojik süreçleri, ekosistem hizmetlerini, ekolojik barınakları muhafaza eder ve iklim değişikliklerine tampon sağlar.

f.Korunacak hedef tür veya türlerin yıl içerisinde dönemlerine bağlı yaptıkları göç ve yayılma alanlarını ve göç yollarını ihtiva eder.

g.Peyzaj değeri yüksektir.

Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarının ayırt edici özellikleri

MADDE 9 -

(1) Kesin korunacak hassas alanlar veya nitelikli doğal koruma alanlarını etkileyen, bu koruma bölgeleri ile bütünlük gösteren, korumaya katkı sağlayacak, doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyetler, turizm ve yerleşimlere izin veren alanlardır.

(2) Bu alanlar aşağıdaki özelliklerden bir veya birkaçını bünyesinde bulundurur.

a.Peyzajı ile uyumlu insan yerleşimlerini içinde bulundurur.

b.Doğal kaynak yönetim sistemleri ve ilgili kültürel değerleri, ekosistemleri ve habitatları içerir veya korunmasına katkı sağlar.

c.İnsanlar ve doğa arasında dengeli ilişkilerin geliştirilmesine ve muhafaza edilmesine katkıda bulunur.

ç.Uygulanabilir durumlarda yerel halkın sosyal ve ekonomik kazançlarına katkı sağlar

d.Ulusal, bölgesel ve yerel seviyelerde doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına ve kalkınmaya destek olur

e.Ekolojik, ekonomik ve sosyal boyutları dikkate alarak doğal kaynakların sürdürülebilir

Değerlendirme

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 19 Temmuz 2012 tarihli ve 28358 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik” kapsamında doğal sit kavramı tanımlanmış ve

(1) kesin korunacak hassas alanlar,

(2) nitelikli doğal koruma alanları ve

(3) sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları

Olmak üzere 3 kategoriye ayrılmıştır. Bu üç kategorinin de ayrılmasında koruma ve doğaya uygun bir şekilde ve peyzaj bozulmadan yapılaşma gibi hususlar dikkati çekmektedir. Özellikle kesin korunacak alanlarda herhangi bir koruma yapılaşma söz konusu değildir. Benzer durum nitelikli doğal koruma alanlarında da mevcuttur. Buna karşın sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanında koruma ve doğaya uygun bir şekilde ve peyzaj bozulmadan yapılaşma gibi hususlar dikkati çekmektedir. Sonuç olarak her üç kategoride de koruma öne çıkmaktadır.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yapmaya çalıştığı değişiklikte mesele isimler değil bunların altındaki maddelerdir. Bu isimler zaten 2012 yılından bu yana uygulanmaktadır. Ve bu ad altında çok sayıda 1.derece sit alanı (Kesin Korunacak Hassas Alanlar)  3.dereceye (Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanları) düşürülmüş durumdadır.

Birgün Gazetesi haberine (30.11.2016) göre: Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü Kemalettin Cengiz Tekinsoy ‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’nda düşük yoğunluklu turizm ve konuta izin verileceğini belirtti. Buna göre Urfa bölgesinin ihalesi, güvenlik gerekçesiyle iptal edilirken, 21 bölgenin raporları ilgililere teslim edildi. Aralarında İzmir Çeşme, Seferihisar, Antalya Tünektepe ve Tuz Gölü başta olmak üzere 1000’in üzerindeki yerde eski sit sınırları yeniden belirlendi.

Mevcut “sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları” tanımı altında kontrollü bir yapılaşmaya izin vermektedir. K.Cengiz Tekinsoy’un açıklamasına göre turizm ve konuta izin verileceği belirtilmiştir. Bu açıklamayı anlayabilmek için tanım altındaki maddeleri bilmek gereklidir. Bu madde altında ne tür değişikliklerin olacağı bilinmemektedir. Bakanlık tarafından paylaşılması gerekir.

Olası sonuçları:

1.Kesin korunacak hassas alanların yeniden değerlendirmesiyle bu alanların statüsünün sürdürülebilir koruma ve kullanma alanlarına dönüştürülmesi öngörülmektedir. Orman Mühendisi Hüsrev Özkara tarafından yapılan açıklamada doğal sit alanlarının %70’inin kesin korunacak hassas alanlar olduğu belirtilmiştir. O nedenle bu alanların bir kısmı (ne kadarı bilinmiyor) tehdit altındadır.

2.Bu değişiklik, mevcut doğal sit alanlarının niteliğinin daha hızlı bir şekilde bozulmasına yol açacaktır. Bu olumsuz durum 2b maddesi kapsamındaki orman alanlarında açık bir şekilde yaşanmıştır.

3.Doğal sit alanlarında turizm önceliği öne çıkarıldığından özellikle sahil kesimlerinde sitlerin niteliğinin hızla bozulması riski beklenmektedir.

4.Değişiklikler, doğal sitlerin korunması ve kontrollü bir şekilde kullanımı konusunda iyi niyetli bir beklentiyi engellemektedir. Çünkü değişiklikler gizli olup detayları kamuoyuna yansıtılmamaktadır. Ne kadarlık bir alan 3. Dereceye düşürüldü ve bu alanlar nerelerde yoğunlaşıyor? Soruların cevabı verilmelidir.  3. Derece sit tanımının alt maddelerinde değişiklikler var mı? Bunlar açık değil. Örneğin yapılaşmaya açıldığında doğal peyzaja uygun olma durumu, denetim mekanizması nasıl işleyecek? Gibi sorularımızın cevabını bu maddelerden çıkarmak mümkün değil. 

Prof. Dr. Ünal Akkemik'in yazdığı değerlendirme BirGün gazetesinde de yayımlandı.
http://www.birgun.net/haber-detay/sit-statusunun-degistirilmesi-ve-4-olasi-sonucu-139178.html